Mikrofonlarımızı Uzattık
Teşekkürler Hypo...
Editoryal ekip olarak dükkanı kapayıp bakkal işine
girmeyi düşünür iken Lüleburgaz´dan gelen bir telefon bizi
heyecanlandırdı. Telefonun ucunda kendini minzomarakan olarak
tanıtan şahıs bizlerden röportaj talebinde bulunuyor ve çarpıcı
açıklamalarda bulunacağını söylüyordu. Bu telefonun verdiği heyecan ile
kaybolan amatör ruhumuzu tekrar yakalamış ve yeni bir sayfa açmaya
karar vermiştik.
Minzomarakan memur bir baba ve evhanımı
bir annenin üç çocuğundan ortancası. O da kalbinde Fenerbahçe sevgisini
yaşatanlardan. Gününün çoğunu Lüleburgaz´daki tabelacı dükkanında
geçiriyor‚ tabelacılık sanatının inceliklerini öğrenmeye çalışıyor. Bu
işten yeterince para kazanınca kendi tabelacı dükkanını açmayı
planlıyor‚ sıkıldım kasada durmaktan a.k. diyor. İşte böyle samimi bir
röportaj ortamında bulduk kendimizi ve kendisine mikrofonlarımızı
uzattık. Minzomarakan kapılarını ilk defa siz sevgili okuyucularımız
için açtı ve röportajın sonuna dek de açık bıraktı. Cam da açık olunca
cereyan yaptı‚ iyi esinti oldu valla bu sıcakta. Yalnız karakter
sınırlaması yüzünden röportajımızı dizi halinde sunacağız‚ dilediğiniz
bölümden başlayabilirsiniz.
I
Bana gay mi dedin‚ sensin gay
H:
Ben yazının girişinde sizi tanıttım ama bir de kendinizi sizden
dinleyelim isterseniz. Ömür kimdir‚ boş zamanlarında neler yapar‚
nerelere gider?
M: Ömür‚ bilinen diğer adıyla
minzo hayatın monotonluğundan bunalmış ve içi Fenerbahçe sevdasıyla
dolu bir genç adam. Yılın belirli dönemlerinde tamamen boş vakti olan
yılın yine belirli dönemlerinde başını kaşımaya vakti olmayan biri
olarak boş zamanlarında ne yapar sorusu ilginç oldu. Fakat her fırsat
bulduğunda maça gider. Alkole çok düşkün olduğu söylense de pek
inanmamak gerek. Bunlar bir şekilde yıpratma politikaları. Zaten
sevenlerim gerçekleri bilecektir. Aslında asosyal bi yapısı olduğuda
söylenir. Aksine aktif bir gençtir. Çevresine verdiği yaşam enerjisi
herkesin dilindedir.
H: Yanılmıyorsam bir
arkadaşınızın kızlar kendi paralarını kazanan erkeklerden hoşlanırmış
olm tarzındaki gaz vermelerinin ardından iş hayatına atılmışsınız;
biraz bu hayatınızdan da bahseder misiniz?
M:Klasik
erkek geyik diyaloglarından birisi sonucu ortaya çıktı olay. Her erkek
ortamında olduğuğu gibi masada yine ortamın kurdu olduğunu iddaa eden‚
20den 60a her yaş grubundan kadınla beraber olduğunu söyleyen ve
istediği zaman olabilceğini iddaa eden bi arkadaşımız vasıtasıyla
gelişti olaylar. Bu arkadaş yine kadın kız hikayelerini anlatırken
dalga geçme amaçlı sorduğum: Olm nasıl yapıyorsun böyle manitaları
şeklindeki soru (hala acısını çekerim) herşeyi başlattı. Alkolün
etkisiyle gaza gelmem de cabası oldu. Olm kızlar kendi paralarını
kzanan erkeklerden hoşlanır dedi. Ben de o sırada babamdan aldığım
paralar ile alemlere aktığım için bir anda konunun beni
ilgilendirdiğini farkettim. Gerçekten alemlere akıyordum fakat sadece
erkek arkadaş grubumla eğleniyorduk. Bu işte bir terslik vardı ve
arkadaşım bana altın cevabı vermişti. Çabuk bir karar almam gerektiğini
farkettim. Öncelikle Türk filmlerinin unutlmaz repliği aklıma geldi:
Olm 2 limon alır satarsın‚ sonra 4 limon alır satarsın‚ sonra bi
bakmışsın koca bir dükkanın işletmen var. Cebimdeki son parayla gecenin
bi vakti limon almanın imkansız olduğunu görünce işi sabaha erteledim.
Ertesi sabah gerçekten iki limon alıp onları pazarda sattım. Aslında
limonları evin buzdolabından almıştım. Cebimde 2 limondan gelen para
vardı. Ertesi gün gerçekten 4 limon aldım ve sattım. Kendi paramı
kazanmanın verdiği inanılmaz gururla bara gittim. Kızlara takıldım.
Ticaretle uğraştığımı öğrenince gerçekten bir çok kızın ilgisini
çekmiştim. Fakat o gece acı gerçeği farkettim. Kızlar
kendi parasını kazanan erkeklerden değil çok parası olan erkeklerden
hoşlanıyordu. Başarısız bir ticari hayat o gece sona erdi. Aslında
başarısız değildim ama kızlar sabırsızdı. Bu olayla ilgili tek
tesellim‚ bana kızlar kendi paralrını kazanan erkeklerden hoşlanır
tavsiyeni veren arkadaş başka bir arkadaşın daha kanına girmiş. Olm
kızlar sert ve maço erkeklerden hoşlanır‚ onlara sert yapacaksın. İşte
bu tavsiyenin gazını alan başka bir arkadaşım barda ilk gözüne
kestirdiği kıza kafa göz dalınca barın ayı iriliğindeki elemanları
tarafından dövüldü. O olaydan bana kalan tek teselli bu oldu.
H:
Peki bir de normal yaşantınız dışındaki bir Antu kişiliğiniz var.
Sanırım pek çok insan gerçek isminizin Minzo‚ soyadınızın da Marakan
olduğunu düşünüyordur; nicknameinizin arkasındaki ilginç hikayeyi
bizimle paylaşır mısınız?
M: Evet doğru bir noktaya
değindiniz. Soyadımın Akan olmasından dolayı gerçekten minzomarakan
rumuzunu Ömür AKAN ile bağlantılı zannediyolar. Bu rumuzun oluşma
hikayesi ilginç gerçekten. Gazetelerin pazar eklerinde bulunan
bulmacaları bilirsiniz. Rastgele karışık harflerin içinde aşağı yukarı‚
çapraz sağa sola kelime bulmaya çalışırsınız. Minzomarakan ordaki
harflerin yanyana gelmesinden ortaya çıkmış bir kelime.Bazı insanlar bu
hikayaye inanmıyor. Sebebi ise benim bir gizem havası yaratma isteği
içinde olduğumu düşünmeleri. Sanılanın aksine gayet sıradan bir rumuz.
Bence
öyle sanıldığı kadar ilginç değilmiş. Sizinle röportaj yapmak üzere
yollara düşmeden önce Antu kaydınıza bir göz atayım istedim ve pek hoş
şeylerle karşılaşmadım. Kayıtlarda iki adet sabıkanız olduğu
gözüküyordu‚ sanırım sosyal ortamlara uyum sağlamak konusunda bazı
problemleriniz var? Üyelerde sıklıkla rastlanan ve Anelka Sendromu
olarak adlandırılan hastalık da denebilir değil mi?
M:
Ha ha ha. Evet. İki adet sabıka. Ben de onlara sabıka demekten
hoşlanıyorum şimdi. Adını anmak istemediğim kelime bana itici geliyor..
Soğuk.Ben sosyal ortamlara ayak uyduramama fikrine katılmıyorum. O
sadece dışardan görünen görüntü. Aksine sosyal ortamlara ayak uydurup
bişeyleri değiştirmek‚ güzelleştirmek için sabıkalı oldum. Herşey
sosyal ortam ve ortamı oluşturan insanlar içindi. Geçmişten günümüze
değişik isimler‚ değişik ortamlarda bişeyleri değiştirmek istemiştir.
Ve çoğu zaman pasifize edilmişlerdir. Tabiki şimdi isim vermiyorum. Her
insanın kafasında farklı isimler canlanmıştır. Kimi insan değiştirmeyi
başarmış ve halk kahramanı olmuştur. Kaderlerini değiştirmiştir soysay
yapıların. Geçmişte iki adet sabıkam olması yıldığım anlamına gelmez.
Amaçlarım aynı kalacak sadece stratejilerim farklı olacaktır. Sosyal
ortam bana uyum sağlayacaktır.
Nasılsın sevgili okur‚ eğlenebiliyor musun bari?
Umarım ilgini çekecek türden bir yazı olmuştur. Beni sorarsan‚ sadece
50 saniyelik bekleme süremi değerlendirmek adına sana bu satırları
yazıyorum. Hadi kal sağlıcakla.
III
Tuvaleti bir 10 dakika kullanmazsanız iyi olur..
H:
Yine hakkınızda yaptığım bazı araştırmalar sonucu rastladığım
bulgularda Antuda 2004 ve 2006 yılında olmak üzere iki tane hesap
açtırdığınızı gördüm. Yalnız Antuda iki adet üyeliğe sahip olmanın bazı
ceza-i yaptırımları var. Bu konuda yasal yollara başvurdunuz mu‚ yeni
bir kafa kağıdı çıkartabildiniz mi? Neler yaşadınız bu süreçte‚ bakın
hep ben soruyorum‚ biraz da ben sormadan anlatın ama.
M:
Siz halkın sesi olduğunuz için‚ halkın merak ettiklerini soruyorsunuz.
O yüzden sizin sormanızı bekliyorum. 2 farklı üyelik olayına gelelim.
2004 yılında aldığım üyeliğin mail problemi oldu. Bildirdiğim mailin
şifresini unutunca üyeliğim tamamlanmadı. Bende üstüne düşmedim. Sonra
bir 2006 mayısı tekrar üye olmaya karar verdim. Ve adım soyadımla üye
oldum. Bir süre öyle yazmaya devam ettim. Rumuz değiştirme
kampanyasında minzomarakan rumuzunu almak istedim ve durumu Seko admine
anlattım. Sağolsun kendisi şeker gibi bir insan ve beni anlayışla
karşıladı. İki hesabı birleştirdi. Burdan şu sonucu çıkarmalı herkes.
Antu´da 2006 haziranı öncesi minzomarakan rumuzunun bir eylemi olduysa
sorumluluk kabul etmem. Yine bu röportajdan sonra ikinci rumuz
sebebiyle bir cezai yaptırım uygulanırsa tarafsız basının‚ sizlerin‚
yanımda olacağıma eminim.
H: Röportajımız biraz
fazla resmi gidiyor sanırsam‚ biraz skandal yaratalım isterseniz. Bir
takım giydirimlerde bulunmak istediğiniz üyeler veya yönetimden isimler
var mı? Çarpıcı iddialar falan?
M: Medyanın reyting
kaygısı ile bu soruyu sorduğunuzu düşünüyorum. Art niyetli değil fakat
işinizin gereği olsada bize yakışmaz. Sizi kırmamak için bir kaç şeye
değinim. Üyelerin çoğunlukla yalnız insanlardan oluşması antunun en
büyük sorunu. Antu gibi sıcak ve samimi bir ortamı insanlar yanlış
eylemler adına kullanabiliyor. İsim vermden size bir anımı anlatmak
istiyorum. Bir gece antuda (saat 2 civarı) özel mesajım olduğunu
farkettim. Yine mod nickinin mesajı yolldağını ve bir süre içeri
gireceğimi düşündüm. Fakat yanıldım. Bir üye bana şunu sordu: Selam
Ömür. Sen bayan mısın? Bu soruya o anda hangi cevabı vereceğimi
düşünürken doğruyu söylemeyi seçtim ve hayır dedim. Gelen cevap beni
şok etti. Tamam o zaman. Sana iyigeceler´´ Acaba diğer cevap hakkmı
kullansa mıydım diye hala düşünüyorum.
H: Bu sene‚
özellikle sezon ortasında yayınladığınız iki makale olan Fenerbahçe
diyalektiği ve 100. yıl şovenizmi ve Müjdat futbola dönerse bu takımı
bırakırım arkadaş ile yılın taraftar ödülünün en büyük adaylarından
biri olacağınız söyleniyordu. Ne oldu da son anda katılmama kararı
aldınız?
M: İlk 2 konu biraz ağır bir konular
olmuştu. Fenerbahçe diyalektiği ve 100. yıl şovenizmi. Bir çok üye beni
anlamadı ya da ben derdimi anlatamadım. Çok tepkiler aldım o yazılardan
dolayı. Eleştiriler‚hakaretler. Bunu olgunlukla karşıladım. Her insanın
zamanla değişceğine inanırım. FB taraftarı da yakında değişecek ve
zamanla beni anlayacaktır. Müjdat başlığı ise tatsız oldu benim için.
Bir kaç Müjdat hayranından tehditler aldım. Telefon mail ve mektup
yoluyla. Müjdat fan club üyeleri evimi bastı. Olay adli soruşturmada
olduğu için daha fazla konuşamam o konuda. Yarışmadan çekilme sebebim
ise tamamen yaşanan olaylara karşı demokratik bir tepki. Bende bütün
üyeler gibi tek oy hakkımı bana en yakın olan fikirde kullandım ve
taraftar ödülü konusu benim için kapandı.
Merhaba sevgili okur‚ yine ben. Buraya kadar olan
kısımda kah beraber güldük‚ kah beraber ağladık ve röportajımızın
sonuna dek geldik. Çok az bir bölümümüz daha kaldı‚ hadi onu da okursun
artık. Aslansın sen okur.
IV
H:
Röportajımızı okuyucularımızın merakla beklediği ve son zamanlarda
kamuoyunda büyük bir infial yaratan soruyu sorarak noktalamak
istiyorum: Burnunuzu karıştırır mısınız?
M: Anasını bile bellerim.
Keyifle süren bu röportajımız‚ arkasına park ettiğim arabanın sahibinin
kornaya basması üzerine son buluyor. Tam kapıdan çıkmak üzereyken Ömür
beni yakalıyor ve Abi sahiden dediğin gibi bu röportaj sayesinde kızlar
benimle tanışmak isteyecek mi? diye soruyor. Gözlerindeki umut
parıltısından kendisine vereceğim cevabı değil de‚ duymak istediği
cevabı beklediğini anlıyorum. Bu yüzden sağ elimle omzuna dostça bir
iki vuruşun ardından He Ömürcüm he diyor ve oradan ayrılıyorum.
